Author Archives: taneldem

Referandum sonrasında Türkiye

16 Nisan referandumu, AK Parti önderliğindeki çevre güçlerinin 1950 ile başlayan 2002’den sonra ivme kazanan süreçte eski elite karşı kazanımlarını kurumsallaştırma yolunda attıkları önemli bir adım hüviyetinde. Aralarında bu satırların yazarının olduğu bir çok ismin de belirttiği gibi, teklifin liberal demokrasinin pekiştirilmesine ne kadar hizmet edeceği tartışmalı. Teklifin yüzde 51.4 gibi bir oranla kabul edilmiş olması, bu kaygıların seçmenler tarafında da hissedildiğine delalet ediyor. Şüphesiz ki düşük bir evet oranı yanında, referandumun olağanüstü hal koşullarında yapılmış olması, hayır kampanyası yapanların çeşitli engellemelerle karşılaşmaları, seçimlerde usulsüzlükler yapıldığına dair iddialara YSK’nın ikna edici cevaplar vermekte zorlanması değişikliklerin meşruiyetini sorgulamaya hazır kesimleri cesaretlendirdi.

Devamını okuyun>>

16 Nisan referandumunun anlamı

16 Nisan referandumu son 15 yıldır şahit olduğumuz kıran kırana iktidar mücadelesinde yeni bir aşamayı temsil ediyor. AK Parti eski rejimi sarstı, statükoyu değiştirdi. Şimdi yeni durumu pekiştirip sürekli kılacağını ümit ettiği hükümet sistemi değişikliği içeren bir düzenlemeyi hayata geçirmeye çalışıyor. Güç kaybını hazmedemeyen eski elitler ise anayasa değişiklik teklifine yeni düzeni kalıcı hale getirebileceği korkusuyla karşı çıkıyorlar. Tıpkı eski elit gibi, AK Parti de elde ettiği gücü hazmetmekte zorlanıyor. Demokrasilerde iktidarların kapsayıcı olmayı, ellerindeki gücü ölçülü bir biçimde kullanmayı öğrenebilmeleri kolay değil.  Ancak demokrasinin istikrarı da buna bağlı.

Devamını okuyun.>>

Darbeci zihniyet tam anlamıyla tasfiye oldu mu?

Türkiye, 15 Temmuz gecesi ciddi bir darbe teşebbüsünü savuşturdu. Türk halkı demokrasiye olan bağlılığını bir kez daha ama bu sefer daha önce hiç yapmadığı bir biçimde tanklara karşı sokaklara çıkarak gösterdi. Darbecilerin kimler olduğu konusunda çok net bir bilgimiz olmasa da,  var olan emarelerden yola çıkarak belli tespitler yapmak gerekiyor. Zira sular henüz durulmadı. Ne olup bittiği hakkında olabildiğince gerçekçi ve objektif değerlendirmelere ihtiyaç var.

Devamını okuyun.>>

Darbeyi önlemek için tankın üzerine çıktıysanız, çok geç kaldınız demektir

Röportaj: Muhsin Öztürk

‘Neler oluyor?’ sorusuna verilecek cevap, tarihin derinliklerine kadar gidebiliyor Türkiye’de. Olanlar hep olagelen şeyler olduğundan Türk siyaset yorumculuğu bir asırlık sarkaç içinde gelip gidiyor. Buna dur demenin yolu ‘ezber’i ortaya koymak ya da bozmak. Tanel Demirel de onu yapıyor.

Onca kitap ve güncel tartışmaya rağmen, Cumhuriyet tarihi olayları bir gizem denizinde yüzüyor. Türkiye’de vesayeti inşa edenler kendi tarihlerini yazdılar da biz de o tarihin mütemmim cüzü mü olduk? Resmi ve gayri resmi tarihin ötesinde bir sahicilik alanı bulmalı, hurafelerden ve spekülasyonlardan arındırılmış ortak bir tarih inşa etmeli belki. Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanel Demirel ve onun yeni eseri “Türkiye’nin Uzun On Yılı: Demokrat Parti İktidarı ve 27 Mayıs Darbesi” adlı çalışması, bize muazzam bir rehber sunuyor. Demirel, hem sol ve Kemalist hem de sağ ve muhafazakâr tarih algılarının ötesinde bir yaklaşım sergiliyor. Büyük plan ve trajedilere dikkat çekerken, tarihte umulmadık sonuçların belirleyiciliğine dikkat çekiyor. Bir yerde “Sapla samanı ayıralım, darbe ve neden olanları konuşalım ama darbeye diren(e)meyenin kaçırdığı fırsatı da tartışalım.” diyor. Continue reading

Genel Kurmayı Anlamak

Son bir kaç yıldır tarihi boyunca hiç olmadığı kadar eleştirilen TSK’nın bundan sonra nasıl bir politika izleyebileceği ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren can alıcı bir sorudur. Birinci ve en yüksek ihtimal bir başka yerde “kontrollü değişim” dediğim çizginin devam ettirilmesidir. Bu eğilim, Cumhuriyeti koruma ve kollama misyonunun darbe, muhtıra ya da ‘sivil’ toplumun manipülasyonu gibi eski ve bilindik usullerle yerine getirilmesinin, değişen koşullarda güç olacağı teşhisinden yola çıkar. TSK’nın siyasi konumunun şu andaki haliyle sürdürülmesinde ısrar edilmesi halinde, kurumun yıpranacağını ve belki de çok daha radikal değişikliklere maruz kalabileceğini hesaplar. Continue reading